หรือคุณหมายถึง süs?
Search result for

sues

(33 entries)
(0.1521 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -sues-, *sues*.
Thai-English-French: Volubilis Dictionary 1.0
เนื้อเยื่อหลัก[n. exp.] (neūayeūa lak) EN: main tissues   
แทรกซ้อน[v.] (saēksøn) EN: cause complications ; create side issues ; raise obstacles ; deliberately complicate an issue ; have complications   
เส้นสาย[n.] (sensāi) EN: soft tissues   

CMU English Pronouncing Dictionary
SUES    S UW1 Z
SUESS    S W IH1 S

Oxford Advanced Learners Dictionary (pronunciation guide only)
sues    (v) (s y uu1 z)

Japanese-English: EDICT Dictionary
SS[エスエス, esuesu] (n) (1) speed-sensitive; (2) suspended solids; (3) Schutzstaffel; SS; (4) service station; (5) sporty sedan; (6) shortstop; (7) steamship; (8) secret service [Add to Longdo]
SSL[エスエスエル, esuesueru] (n) secure socket layer; SSL [Add to Longdo]
SSPE[エスエスピーイー, esuesupi-i-] (n) (See 亜急性硬化性全脳炎) subacute sclerosing panencephalitis; SSPE [Add to Longdo]
アイピーエックスエスピーエックス[, aipi-ekkusuesupi-ekkusu] (n) {comp} IPX-SPX [Add to Longdo]
セセッション;ゼツェッション;ゼツェシオン[, sesesshon ; zetsuesshon ; zetsueshion] (n) secession [Add to Longdo]
ティッシュ(P);ティッシュー[, teisshu (P); teisshu-] (n) (facial) tissues; (P) [Add to Longdo]
ティッシュペーパー[, teisshupe-pa-] (n) (not actual "tissue paper" in English) (See 塵紙) (a) tissue; facial tissue; facial tissues; (P) [Add to Longdo]
ディーエスエス[, dei-esuesu] (n) {comp} DSS [Add to Longdo]
応答側SS利用者[おうとうがわエスエスりようしゃ, outougawa esuesu riyousha] (n) {comp} responding SS user [Add to Longdo]
沖縄北方対策担当大臣;沖縄・北方対策担当大臣[おきなわほっぽうたいさくたんとうだいじん(沖縄北方対策担当大臣);おきなわ・ほっぽうたいさくたんとうだいじん(沖縄・北方対策担当大臣), okinawahoppoutaisakutantoudaijin ( okinawa hoppou taisaku tantou daijin ); okinawa ] (n) State Minister in Charge of Issues of Okinawa and Northern Territories [Add to Longdo]

Japanese-English: COMPDICT Dictionary
エスエスエル[えすえすえる, esuesueru] SSL [Add to Longdo]
ディーエスエス[でいーえすえす, dei-esuesu] DSS [Add to Longdo]
アイピーエックスエスピーエックス[あいぴーえっくすえすぴーえっくす, aipi-ekkusuesupi-ekkusu] IPX-SPX [Add to Longdo]

Japanese-German: JDDICT Dictionary
汁粉[しるこ, shiruko] suesse_Bohnensuppe_mit_Reiskuchen [Add to Longdo]
淡水[たんすい, tansui] Suesswasser [Add to Longdo]
甘味料[かんみりょう, kanmiryou] Suessstoff [Add to Longdo]
甘酢[あまず, amazu] suesser_Essig [Add to Longdo]

Result from Foreign Dictionaries (10 entries found)

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  decoration
  
  1. süslemek
  2. ziynet, tezyinat, süs
  3. nişan, madalya.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  falderal, folderol
  
  1. (eski) şarkılarda kullanılan anlamsız nakarat
  2. boş laf
  3. önemsiz şey, süs.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  embellish
  
  1. süslemek, tezyin etmek, güzelleştirmek
  2. (hikâyeye) aslında olmayan hayal ürünü şeyler ilave ederek ilgiyi artırmak. embellishment  süsleme, güzelleştirme
  3. süs.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  finery
  
  1. süs, şıklık
  2. süslü giyim.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  flamboyant
  
  1. parlak, aşırı derecede süslü, şaşaalı, göz alıcı, rengârenk
  2. (mim.) alev gibi dalgalı kıvrıntılarla süslü. flamboyancy  aşırı derecede parlaklık, süs, saşaa.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  flourish
  
  1. serpilmek, gelişmek, büyümek, neşvünema bulmak, inkişaf etmek
  2. başarı kazanmak, muvaffak olmak, zenginleşmek, yıldızı parlamak, gözde olmak
  3. süslü bir dil kullanmak
  4. gösterişli hareketlerde bulunmak
  5. süslemek
  6. tezyin etmek
  7. sallamak, kibirli jestler yapmak (kollarla)
  8. gelişme, serpilme
  9. refah
  10. süs, gösteriş, fantazi, tumturak
  11. fanfar, merasim borusu
  12. sallama, savurma. a flourish of trumpets merasim borusu. flourishingly  serpilerek, gelişerek
  13. gösterişli bir şekilde
  14. yıldlzı parlayarak.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  flower
  
  1. çiçek
  2. çiçek açan bitki
  3. süs, süsleme, tezyinat
  4. seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey
  5. (kim), (çoğ.) buhardan toz haline gelmiş olan madde
  6. çiçeklenmek, çiçek vermek, çiçek açmak
  7. açılıp gelişmek, olgunlaşmak, kemale ermek
  8. çiçek açtırmak
  9. süslemek. flower bed çiçek tarhı, ocak. flower girl çiçek satan kız
  10. düğünde çiçek taşıyan kız. flowerpot  saksı. in flower çiçek açmış halde, tam gelişme devresinde.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  garniture
  
  1. garnitür, süs.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  gaud
  
  1. süs, değersiz süs.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  trim
  
  1. (-mer, -mest), (-med, -ming), temiz ve yakışıklı, biçimli, şık
  2. budamak, kırkmak, kesip düzeltmek
  3. süslemek
  4. temizleyip nizama koymak
  5. (den.) yükü düzgün istif ederek gemiyi denk etmek
  6. yelkenleri rüzgâra göre düzeltmek
  7. (hav.) ayar etmek
  8. (k. dili) yenmek, bozmak
  9. aldatmak
  10. azarlamak
  11. (den.) denk olmak
  12. iki parti arasında her ikisine de taraftar görünmek
  13. nizam intizam
  14. hal, vaziyet
  15. süs
  16. artık
  17. (den.) geminin dengi
  18. kıyafet, kılık
  19. (mim.) .binanın iç tarafında bulunan süve gibi hafif tahtalar. trim by the bow (den.) gemiyi başı kıçından daha fazla suya batacak şekilde denkleştirmek. trim one' sails ayağını denk almak. in good trim iyi halde veya vaziyette
  20. denk, oranlı (gemi) out of trim fena vaziyette
  21. idmansız
  22. dengi bozuk (gemi, uçak) trim'ly  biçimli olarak. trim'ness  biçimli oluş.
  
  

Are you satisfied with the result?

Go to Top