Search result for

perde

(24 entries)
(0.5417 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -perde-, *perde*
ตัวอย่างประโยค (EN,TH,DE,JA,CN) จาก Open Subtitles
¶¶Soy, un perdedor ¶¶# Soy, un perdedor # (สเปน) Funk (2010)
¶¶Soy, UN perdedor ¶¶# Soy, UN perdedor # Funk (2010)
¶¶Soy, UN perdedor ¶¶# Soy, UN perdedor # Funk (2010)
♪ Si voy a perderte yaถ้าฉันสูญเสียเธอไปตอนนี้ The Spanish Teacher (2012)
♪ Si voy a perderte yaถ้าฉันสูญเสียเธอไปตอนนี้ The Spanish Teacher (2012)
♪ Si voy a perderteถ้าฉันสูญเสีย The Spanish Teacher (2012)
♪ Voy a perderteฉันจะสูญเสีย The Spanish Teacher (2012)
♪ Si voy a perderteถ้าฉันสูญเสีย The Spanish Teacher (2012)

Thai-English-French: Volubilis Dictionary 1.0
ผู้ทำหาย[n. exp.] (phū tham hāi) FR: perdeur [m] (vx)

CMU English Pronouncing Dictionary
PERDEW    P ER1 D UW0

Result from Foreign Dictionaries (14 entries found)

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  blind
  
  1. kör, âmâ
  2. anlayışsız, anlamamakta direnen
  3. şuursuz, gözü kararmış
  4. duygusuz
  5. anlaşılması güç
  6. gizli, gözden uzak
  7. çıkmaz
  8. körü körüne olan
  9. (k.dili.) sarhoş
  10. kör etmek körleştirmek
  11. gözünü almak, kamaştırmak
  12. perde, stor, güneşlik
  13. pusu, avcıların av bekledikleri yer. blind alley çIkmaz sokak
  14. neticesi ümitsiz görunen iş. blind date (k.dili.) karşı cinsten evvelce tanışmadığı bir kimse ile gezmeye gitme. blind side görmeyen gözün olduğu taraf (tek gözlülerde)
  15. basiretsizlik, zaaf. blind spot (anat.) retinada optik sinirin girdiği nokta, kör nokta. blind stitch kumaşın bir veya iki tarafından görünmeyen dikiş. blindworm  yılana benzeyen bacaksız bir cins kertenkele, (zool.) Anguis fragilis. the blind körler. Venetian blind jaluzi stor, jaluzi perde. blindly  kör bir şekilde
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  cataract
  
  1. şelâle, buyük çağlayan, çavlan
  2. (tıb.) katarakt, perde, aksu, akbasma.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  cloak
  
  1. pelerin
  2. manto
  3. perde
  4. paravana
  5. bahane
  6. pelerin veya manto ile örtmek
  7. gizlemek, saklamak. eloakroom  vestiyer.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  covering
  
  1. kaplama, muhafaza
  2. kat, tabaka
  3. perde, örtü. covering letter evrak ile gönderilen ve evrakın mahiyetini anlatan mektup.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  curtain
  
  1. perde
  2. tiyatro perdesı
  3. (çoğ.), (argo) mahvolma, ölüm
  4. perdelemek. curtain call (tiyatro) perde kapandıktan sonra alkışlarla tekrar sahneye çağırma. curtain lecture (k.dili) yalnızken kadının kocasını haşlaması. curtain raiser programın ilk kısmı
  5. asıl piyesten evvel oynanan kısa piyes. curtain ring perde halkası. curtain rod perde rayı, korniş. draw the curtain perdeyi kapamek
  6. konuyu bırakmak. Tron Curtain Demirperde. raise the curtain perdeyi açmak
  7. piyese başlamak.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  fret
  
  1. (ted, ting) (müz.) sazın parmak basacak taksimi, perde
  2. kenar süsü
  3. kenarını süslemek
  4. (mim.) kabartma yapmak
  5. sazın perde taksimlerini takmak. fret saw kıl testere. fretwork  bazı yeri kabartma bazı yeri oyma olan iş.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  hang
  
  1. duruş (etek, perde)
  2. anlam, mana, kullanılış tarzı
  3. sarkma, asılış. get the hang of usulünü öğrenmek, manasını kavramak. not give a hang aldırmamak, umursamamak .
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  lambrequin
  
  1. kapı veya pencere üzerine asılan süs, perde
  2. ortaçağda miğferi muhafaza için üzerine sarılan kumaş parçası.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  scene
  
  1. manzara
  2. sahne
  3. sahne dekoru, mizansen
  4. bir olayın geçtiği yer ve şartlar
  5. perde
  6. hikâyede olayların geçtiği yer. scene painter sahne dekoru ressamı. scene' shifter  sahne dekorunu değiştiren kimse. behind the scenes perde arkasında
  7. gizlice. Don't make a scene Hadise çıkarma. make the scene (A.B.D.), (argo) bir yerde bulunmak. put on a scene olay çıkarmak, (informal) kıyameti koparmak. quit the scene sahneden veya olay yerinden çekilmek
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  screen
  
  1. perde, kafes
  2. paravana, ocak siperi
  3. bölme, tahta perde
  4. (ask.) düşmana karşı siper vazifesi gören bölük
  5. sinema perdesi
  6. sinema
  7. kalbur, elek
  8. önüne perde çekmek, muhafaza etmek, korumak
  9. gizlemek, saklamak
  10. elemek, kalburdan geçirmek
  11. (imtihanla) elemek
  12. perdeye aksettirmek (filim) screen'ings  (çoğ.) kalbur üstünde kalan artık.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  shade
  
  1. gölge
  2. karanlık, gölgelik yer
  3. siper, perde
  4. ölünün ruhu, tayf, hayalet
  5. renk tonu
  6. derece, gömlek
  7. ayırtı, nüans
  8. göIgelemek, üzerine gölge düşürmek
  9. saklamak, gizlemek
  10. muhafaza etmek
  11. karartmak
  12. resme göIge vermek
  13. rengi derece derece açılmak veya koyulaşmak. shade off fiyatını biraz kırmak
  14. hafif bir değişiklikle bir renk veya anlamdan bir diğerine geçmek. a shade better biraz daha iyi, bir gömlek daha iyi. all shades of thought bütün farklı fikirler. the shades ölüler diyarı. shad'ing  gölgelik
  15. resimde gölgeler yapma
  16. ayırtı.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  tone
  
  1. nitelik, perde ve süresi itibariyle ses
  2. müzik sesi
  3. (müz.) aralık
  4. ses rengi
  5. ton, perde
  6. (tıb.) vücudun veya uzvun sıhhatli hali, beden kuvveti
  7. fikir hali
  8. nitelik
  9. (güz. san.) renk tonu
  10. tarz, tavır, hal. tone color (müz.) ses rengi. tone poem (müz.) senfonik şiir. half tone, semitone yarım perde. whole tone tam perde. toneless  perdesiz
  11. bıkkınlık ifade eden.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  veil
  
  1. peçe, yaşmak, perde
  2. tül, duvak
  3. bahane, maske
  4. cenin zarı
  5. peçe ile örtmek
  6. üstünü kapamak, gizlemek. beyond the veil öbür dünyada. take the veil rahibe olup manastıra girmek. veil'ing  peçelik ince kumaş.
  
  

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]:

  web
  
  1. (bed, bing) ağ
  2. örümcek ağı
  3. ağ gibi karışık şey veya tertip
  4. dokuma, dokunmuş kumaş
  5. (mak.) örs bogazı, ray bogazı, bağlantı levhası
  6. örgü
  7. (anat.), (zool.) zar, perde
  8. tüy bayrağı
  9. tomar
  10. etrafına ağ örmek
  11. ağ gibi sarmak. webfingered  el parmaklarının arası perdeli. webtoed  ayak parmaklarının arası perdeli, perde ayaklı. web press tomar kâğıt ile çalışan baskı makinası. web'bing  kalın dokuma kayış.
  
  

Are you satisfied with the result?


Discussions

Go to Top